İngiliz insan kaynakları meslek örgütü CIPD, her yıl bir dizi araştırma yayınlar, bu yılkilerden biri; "Belirsizlik zamanlarında liderlik". Başka ne daha güncel olabilir ki?

FED eski başkanı Alan Greenspan, bugün Amerika'nın yaşadığı finansal krizin 2. Dünya Savaşı'ndan sonra görülen en zorlayıcı durum olduğunu söylüyor. Financial Times ekonomi editörü Martin Wolf da Çin ve Hindistan'ın yükselişinin çağımızın en önemli olayı olduğunu ve Batı'daki finansal krizin dünyada önemli bir dönüm noktasına işaret ettiğini belirtiyor. Sermaye hareketindeki değişiklik, finansal krizin sebeplerinden biri ama diğer demografik olaylar da ekonomileri daha kırılgan hale getirmeye devam etmekte. Büyük göçler, çevresel krizler, doğal kaynakların hızla tükenmesi, uluslararası terör diye devam edebiliriz.

Bu tür zorlu durumların tetiklenmesiyle genellikle iş dünyası, panikleyerek kendini ayağından vuruyor ve önce durgunluk sonra da kriz ilan ediyor. İşe almayı durduruyor, gelişim harcamalarını kısıyor ve arkasından da işten çıkarmalar başlıyor. Dünyadaki pek çok şirket şu anda bu paniğin eşiğinde duruyor ve ne yapacağını bilmiyor. Oysa 2000 yılında yaşananlardan öğrenilecek çok şey var.

İnsanları harcayabileceğiniz bir kaynak olarak gördüğünüzde ve ilk vazgeçtikleriniz listesinde üst sıraya koyduğunuzda, kriz sonrası aynı yerde bulamıyorsunuz. Yetenek kolay bulunmuyor, bulununca da kolay geliştirilmiyor. İçinde yaşadığımız bilgi ekonomisinde rekabetçi avantaja, sahip olduğunuz yetenekle ulaşıyorsunuz ve bugün her sektör skalasının yüksek performans gösteren ucunda yeteneğe hala ihtiyaç var.

Apple'ın CEO'su Steve Jobs, Fortune dergisiyle yaptığı röportajda, "dot-com balonu patladığında biz içimizdeki yeteneğe ve Ar-Ge faaliyetlerine yatırım yapmak üzereydik, planımızı değiştirmedik ve yaptık, faydasını bugün görüyoruz. Yarın gene aynısını yapacağız" diyor.

Önümüzde bir kriz varsa ve bunu işten çıkarmalarla atlatmaya kalkarsanız belki bugünü kurtarırsınız ama elinizde gerekli yetenek olmadan yarın tekrar eski başarılı halinize dönmek kolay olmayacak.

Dünya değişiyor, liderler de aynı hızla değişmek zorunda. Bugünün iş dünyasında eski yönetim modelleri işe yaramıyor. Yüksek performansı getiren ve çalışanlara zor günlerinde şirketleri için ekstra çaba gösteren şey başarılı liderlik. İnsanları karar sürecine dahil eden, yaptıkları işin anlamını bizzat hissettiren liderlik. Enron sonrası etkisi de var tabii. Şirketlerin ne yaptığı kadar nasıl yaptıkları da önemli insanlar için.

Bugün insanların ürün satın alma davranışını etkileyen şeyler arasında o ürünün nasıl üretildiği bile var. Çevreye zarar veriyor mu? Çocuk işçi kullanıyor mu? Sağlığımı koruyor mu? Markalar her zamankinden önemli, ifade ettikleri değerden dolayı alıyor insanlar. Markalar kadar "çalışan markaları" da önemli şirketin.

Çalışanlarıyla nasıl bir kontratı var? İnsanların çalışmak istediği bir şirket mi? Gördüğünüz gibi buradan bakıp iyi yeteneği aradığınızda paranızın olması, maaş ödeyebiliyor olmanız asla yeterli değil hatta bir de krizde ilk harcadığınız insansa işiniz daha da zor.

Kriz zamanları liderliğe daha çok ihtiyaç duyulan zamanlar. Şirketlerin, belirsizlik dönemlerinde insanlarını, yeteneklerini, bir arada tutacak, performans odağını kaybettirmeyecek, birlik beraberliğini koruyacak ve onları bu zorlu dönemde geçirecek liderlere ihtiyaçları var. Ancak bu şekilde küçülmeden, zarar görmeden krizi atlatabilir ve çıkışta da başarılı olmaya devam edebilirler. Kriz ne kadar büyük olursa insana o kadar yatırım yapmak gerekecek orası kesin.

Hande Yaşargil

Perspektiflere Dön →