Geçen haftama damga vuran iki yaşlı adamdan bahsedeceğim bugün, iş dünyasının iki önemli okulu London Business School ve Harvard Business School'a ciddi bir miras bırakarak emekli olmuş ama düşünmekten ve üretmekten vazgeçmemiş hala kitap yazan, ders veren, konuşan iki dev adam.
Londra'dayız. 12. Dünya Personel Yönetimi Dernekleri Federasyonu'nun kongresine bu sene CIPD ev sahipliği yapıyor. -Peryön de 2011 Avrupa Kongresi'ne ev sahipliği yapacağı için bir başka gözle izliyoruz kongreyi-. Sabah İşte İnsan yönetim ekibi, Peryön'ün başkanı ve Türkiye'den yaklaşık 15 kişilik bir yönetici grubu orada. Londra'nın en büyük kongre merkezi Excel'de toplamda 2 binin üzerinde katılımcının geldiği kongrenin açılış günü. Açılış konuşmacısı 76 yaşındaki Charles Handy. "Çok yaşlıyım, neden beni hâlâ çağırıyorsunuz, anlamıyorum," diyerek gelmiş. Cümlelerinin arasına soru tonunda "hm"lar yerleştirerek mırıl mırıl konuşuyor, powerpoint sunum kullanmıyor. Buna rağmen hiçbirimiz sıkılmıyoruz, aksine dudak hareketlerini takip ediyoruz, bir kelime bile kaçırmayalım diye.
İş dünyası için endişeli olduğunu anlatıyor. İş dünyasının dışındakilerin şirketlere güvenmediğini, tüm şirketlerin sadece büyümek ve daha zengin olmak için uğraştığını ama tam da bu sebeple çocuklarına daha fakir bir dünya bırakacaklarını fark etmediklerini söylüyor. Neden burada olduğumuzu hatırlama zamanıdır, diyor.
Büyümeyle ilgili olarak da "Liderleri eğitemezsiniz, sadece yetiştirebilirsiniz" diyor. -Doğulur mu, olunur mu tartışmasına buyurun bir açı daha-. "Bir de bir insana verebileceğiniz en büyük hediye kendine güvendir," diyor. Cızzzzz, içim acıyor. Bizim kültürümüz ise sadece "sen kim olduğunu zannediyorsun" diyerek tersini yapıyor, değersiz hissettiriyor başarılı herkese, belki de bu yüzden iyi liderler çıkaramıyoruz.
Okulda tarih ve felsefe okumuş ve "sosyal filozof" diye anılan Handy tam da bu alandan bir kavram tanıtıyor bize konuşmasının sonunda; Eudaimonia. İnsanlar mutluluk deyip çıkıyorlar ama değil diyor. İnsanın güzel bir hayat ve başarı için hayatta en iyi olduğu şeyi elinden gelenin en iyisiyle yapma hali olarak açıklıyor. İnsanın 'iş'te anlamı burada bulacağını vurguluyor. Değil işini, okulunu seçemediğin, fırsat eşitliğinden çok uzak ülkemizde bunun artması için çooook çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.
Bir gün sonra... Paris'teyim, 15 sayfa kompozisyon yazarak başvurup, çeşitli badirelerden sonra nihayet başlayabildiğim INSEAD iş okulundaki "Değişim için Koçluk ve Danışmanlık" diploma programımın ilk günü. Sanki ilk kez üniversiteye başlıyor gibi heyecanlıyım. Meğer sebebi varmış. İlk gün, ilk modül, sürpriiiiiiz, konuk profesör Harvard'dan efsanevi Abraham Zaleznik. Benim idol hocam, programın yöneticisi Manfred Kets De Vries'nin mentoru olurmuş kendisi bir nevi. Kırmamış gelmiş taa Miami'den. 84 yaşında o kadar uçak yolculuğu, jetlag falan kolay olmuyor tabii ama sızlanmanın izi yok.
Zaleznik, Harvard'da yönetim dersi verirken anlamış ki insanı anlamak için Freud okumak şart, okudukça meraklanmış ve Boston Psikanaliz Enstitüsü'ne başvurup psikanalist olmaya karar vermiş. Bu şu demek; haftada beş gün olmak üzere bir sene psikanalize gitmiş, ancak ondan sonra psikanalizi devam ederken enstitünün derslerine başlayabilmiş, bir kaç sene süren bu süreci tamamladıktan sonra bir süre klinisyen olarak çalışmış, ama doğal öğretme yeteneği sebebiyle bir süre sonra da enstitünün en sıkıcı dersini, Harvard'daki vaka çalışması modelini kullanarak en popüler ders haline getirip donanmış. Ama esas başarıyı bu bilgilerle donanıp yöneticilere insan yönetimi öğretirken elde etmiş. 1977'de ödül alan HBS makalesinde ilk kez yöneticilik ve liderlik farkını ortaya koymuş, şimdi 100 kişi hala taşı çıkaramıyor peşinden.
Yürümekte zorlanıyor, mikrofona bağırmazsak sorularımızı duymuyor, ama duyup da verdiği cevaplar sanırım hiç aklımızdan silinmeyecek. Hep ya da hiç diye hiç bir şey yoktur. Hep birazı olur, bununla yaşamayı bilmek, işin sırrı diyor. Ağustos'ta yeni kitabı çıkıyor.
Ona bakınca Eudaimonia'nın ne demek olduğunu bizzat hissediyorsunuz.
Hande Yaşargil
Perspektiflere Dön →