Bugün bir vaka çalışmasıyla başlıyorum. Bu yazıda bahsedilen şirket bir hayal ürünüdür, gerçekle ilgisi yoktur. Ulusal bir havayolu şirketinde çalışıyorsunuz. CEO'ya bağlı ilk kademede (şimdilerde çok popüler C seviye yöneticilerden), CIRO yani Chief International Relations Officer'sınız. Türkçesiyle "Yurtdışı İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı". Genç, başarılı, dinamik bir yöneticisiniz. Özellikle CEO'nun şirkete gelirken yanında getirdiği ekiptensiniz yani 'CEO'nun adamı'sınız. Arkanız sağlam hissediyorsunuz. Şirketinizi çok seviyorsunuz ama geçmişte uygulanan maaş politikasından memnun değilsiniz zira sizin ve ekibinizin aldığı maaşlar tatmin edici değil. İşe girer girmez bu konuyu ele aldınız. CEO da sizinle aynı fikirde olmasına rağmen bütçenin el vermemesi ve yönetim kurulunun onayı olmadığı için şirketin maaş politikasını değiştirmeyi başaramadınız.

Bu değişiklik yapılırsa önümüzdeki yıllarda bütçe açığı ortaya çıkacağı, bu sebeple de pek çok kişinin işten çıkartılması gerekeceği için hizmet kalitesinin düşeceği ortada. Bu yılki iş hedeflerinizin başında, üyesi olmak istediğiniz "sihirli gökyüzü" diye bilinen uluslararası ağa başvuru sürecini başlatmak var. Bu ağın diğer üyelerine lobi yapmanız ve desteklerini almanız gerekiyor. Doğal olarak şirketinizin yönetim kurulu üyelerinin sizin bu çabanıza katkıda bulunmasını sağlamanız da şart. Dolayısıyla sürekli seyahat ediyor, hedefe yönelik başarılı toplantılar yapıyorsunuz. Şirketinizin son dönemde kat ettiği yolu, söz konusu ağ ile ilgili kararlılığını, gelecekle ilgili büyüme planlarını başarıyla aktarıyorsunuz. Söz konusu uluslararası ağa girişinizin son aşaması olarak da bir mülakata katılıyorsunuz. Karşınızda, ağa üye şirketlerin temsilcilerinden oluşmuş bir panel var.

Şirketinizle ilgili oldukça zorlayıcı sorular soruyorlar. Sorulardan en kritik olanı ise şu: "Sihirli Gökyüzü ağına kabul edebileceğimiz rakipleriniz varken sizi neden alalım? Şirketinizin alt düzey birkaç çalışanı, personel maaşlarının kötü olduğunu ve ilk fırsatta başka şirketlere geçmek istediklerini bize mektupla bildirdiler. Bunun gelecekte sorun teşkil edebileceğini düşünüyoruz. Bu tür düşünceleri paylaşan çok kişi var mı ve şirketinizin bununla ilgili bir planı var mı?" Ne cevap verirdiniz? Lütfen bir an düşünüp öyle devam edin okumaya. "Efendim elbette durumun farkındayız. Sadece alt düzey olsa iyi... CEO ve bendeniz de dahil olmak üzere hepimiz maaşlarımızdan şikayetçiyiz. Çok çalışıyoruz ama Mercedes makam arabamız bile yok, çoğunluk maaşlardan mutsuz zaten şirket personeline de hiç değer vermiyor, iş bulduğumuz anda hepimiz gideceğiz ama piyasada iş yok, gidemiyoruz. Bu durumu da yönetim kuruluna bir türlü anlatamıyoruz. Aslında siz, üyelik aşamasından şartlar koysanız da şirket maaş politikasını düzeltmeden bu ağa giremese iyi olur. İnanın hepimiz size minnettar kalırız..." der misiniz örneğin? Ya da bunları söyleyecek bir yöneticiyi işe alır mısınız?

Diyelim yöneticinizin bu sözleri sarf ettiğini öğrendiniz; işten çıkarmaz mısınız? Bugün kendi çıkarları uğruna, şirketin geleceğini tehlikeye atan hatta işle ilgili elindeki kozu kendi gizli ajandası yönünde kullanan bir yöneticiye gelecek için güvenip daha büyük sorumlulukları teslim eder misiniz? Bu kişinin iyi bir lider olabileceğine inanır mısınız? İyi liderliğin olmazsa olmazlarından ilkidir "integrity" yani kişisel bütünlük. Türkçe karşılığı tek kelimeyle açıklanamayan bir kavramdır bu. Ama "ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün" sözü mükemmel biçimde anlatır 'integrity'yi. Böyle davranmayan yönetici de asla iyi lider olamaz. Tekrar etmekten bıkmadığım bir hayal var; ülkeyi yönetecekleri başarılı şirket yöneticilerinden seçsek ne güzel olur.

Çünkü yönetim sanatını hazmetmiş başarılı şirketlerde böyle şeyler olmuyor... Olunca da o yönetici, yaptığının karşılığını görüyor, bedelini kariyeriyle ödüyor ve hatasından ders alıyor. Ama geçen haftaya, ülkesini Avrupa Birliği'ne doğruluğu son derece tartışmaya açık bir konuyla şikayet ederek damgasını vuran Dışişleri Bakanı'na bir şey olmuyor, o bir bedel ödemiyor ve ülkesini şikayet ederek dışarıda temsil etmeye devam ediyor. Belki de aslında temsil ettiğini düşündüğü grup, ülkenin tümü değil. Bu davranış yönetim alanında başarılı bir şirkette olsa etik ya da disiplin kuruluna sevk edilir derhal. Muhtemelen de derhal işten çıkarılır. Hükümetin, insan yönetimi alanında başarılı olmadığı bir sır değil ama yine de altını çizmekte fayda var: Bu davranışıyla Dışişleri Bakanı da "başarılı bir lider adayı" değil!

Hande Yaşargil

Perspektiflere Dön →