Napolyon Bonapart, “liderlik umut tacirliğidir” demiş. İnkar etmek mümkün değil zira liderleri diğer insanlardan ayıran en önemli özellik, bizim onlara atfettiklerimizdir. İdealize ettiğimiz, her yaptığını yücelttiğimiz, tüm ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğine, her şeye gücü yeteceğine inanmak istediğimiz liderlere -belki de- izleyenler olarak yaptığımız en büyük kötülük, dünyayı değiştirmeye yetecek bir kudrete sahiplermiş gibi davranmamızdır. Tabii bu oyun ancak onların da bu idealize edilmeyi üstlenmesi ve sahiplenmesi koşuluyla oynanır. “Kötülük” diyorum çünkü bu bir illüzyondur ve kendisi de şaşar beşer olan lider, tüm bu yükü tek başına taşıyamaz ve bir gün hata yapar. O zaman acı gerçeklerle karşılaşılır, illüzyon bozulur ve bu büyük umut balonu söner. Kendini doğrulayan kehanet gerçek olur, “kimse mükemmel değildir, bu lider de değilmiş sadece insanmış” denir, bir kenara atılır.
Ancak bazen kader de bu oyuna müdahale eder, fanteziler gerçek olur... Bakınız Barack Obama! Kuşkusuz Obama’nın seçim süreci ve başkanlığı, çağımızın en önemli liderlik örneği. Hepimiz en azından dört yıl boyunca onun liderlik hikâyesine tanıklık edeceğiz. Obama, dünyanın en güçlü ülkesinin başkanı oldu ve gerçekten dünyayı değiştirecek kudrete sahip. Gücü atfedilmiş değil, gerçek. Üstelik seçim sloganı da “umut” idi. Sadece Amerika’da değil tüm dünyada desteklendi, barış, refah, toplumsal sorumluluk, çevre, açlık gibi herkesin hayatını çok ilgilendiren konularda umut oldu. Siyah olarak başkanlığa seçilmiş olmasıyla şimdiden bazılarının hayalini gerçekleştirmiş durumda.
Onunla ilgili beklentiler o kadar yüksek, dünyanın kendisine yansıttığı fantezi o kadar güçlü ki yapacakları -ne kadar iyi olursa olsun- bu beklentiyi tamamıyla karşılayamama ve hayal kırıklığı yaratma ihtimali (en azından teorik olarak) yüksek. Ama bu bir teori ve tarihte istisnalar görülmüştür.
Barack Obama geçtiğimiz salı başkanlık yemini ederek göreve başladı. Hava eksi derecelerde olduğu halde Washington DC Mall’daki töreni izlemeye iki milyondan fazla kişi gelmişti. Bunların yarısından fazlası da Washington dışından gelerek saatler öncesinden yerlerini almışlardı. Konuşması, bu gayreti hak ediyordu doğrusu. İstediğiniz “başarılı lidnaerlik” teorisini alın, Obama’nın konuşmasında o özellikleri bulmanız mümkün. Vizyon, tutku, iyimserlik, umut, cesaret, alçakgönüllülük, izleyenlerle bağlantı kurma, ortak hedef ve kimlik yaratabilme, coşturabilme, güvenlerini kazanma gibi özelliklerin hepsini bulabilirsiniz. Sadece kelimelerinde değil, yüzünde, sesinde, vurgularında ve duruşunda da bulabilirsiniz bunları üstelik. İzlemeyenler için birkaç kesit vermek istiyorum:
• “Başarı sadece bu ekibin beceri ve vizyonu sebebiyle gelmedi. Biz insanların, atalarımızın ideallerine ve kuruluş amacımızın doğruluğuna olan inancımıza sadık kaldığımız için geldi...”
• “Bir krizin ortasında olduğumuz ortada. Ulusumuz savaşta, ekonomimiz bazılarının açgözlülük ve sorumsuzluğu sebebiyle zayıflamış durumda ama bu, zor kararlar almamamızın kolektif hatası. Evler kaybedildi, işler yok oldu, işyerleri sarsıldı. Sağlık imkanlarımız çok pahalı, okullarımız sıkça başarısız oluyor ve enerji kullanma şeklimiz gezegenimizi tehdit ediyor. Bugün size tüm bu zorlukların gerçek, ciddi ve çok olduğunu söylüyorum. Kısa zamanda ve kolayca olmayacaktır ama bilin ki Amerika aşacaktır. Çünkü bugün, korkunun üstesinden gelip umudu ve çatışmanın yerine de birlik olmayı seçtiğimiz için buradayız...”
• “Genç bir ulusuz ama kutsal kitabın da söylediği gibi çocukça şeyleri bırakma zamanımız geldi. Tarihimizin daha iyi olmasını seçme zamanımız geldi. Nesilden nesile geçirdiğimiz değerli hediyemiz, asil idealimizi devam ettirme zamanı; herkesin eşit, özgür ve mutluluğa eşit düzeyde erişebilme şansının olduğu idealimizi..”.
• “Bugün hala dünyanın en güçlü ulusuyuz. İşçilerimiz, kriz başladıktan sonra daha verimsiz değiller. Akıllarımız daha az yenilikçi değil, sahip olduğumuz değerlere ve hizmetlere ihtiyaç, geçen yıldan daha az değil. Kapasitemiz azalmadı ama dar bir grubun ihtiyaçlarını korumaya yönelik yaşadığımız ve zorlu kararları ertelediğimiz zaman geçti. Bugünden başlayarak ayağa kalkmamız, üstümüzdeki tozu silkeleyip Amerika’yı yeniden yaratmamız şart...”
• “Her yerde yapılacak çok iş var ve yapacağız; sadece yeni işler yaratmak için değil. büyümek için. Yollar, köprüler inşa edeceğiz, ticaretimizi beslesin ve bizi birbirimize bağlasın diye... Bilimimizin doğru yere gelmesini sağlayacağız ve teknolojinin yaralarını sağlık sistemimizin kalitesinin artması ve ucuzlaması için kullanacağız. Güneşimizi, rüzgarımızı, ekinimizi araçlarımıza ve fabrikalarımıza yakıt olsun diye biçeceğiz. Ve okullarımızı, üniversitelerimizi yeni çağın gereklerine uygun olarak dönüştüreceğiz...”
• “Hırslarımızın büyüklüğü ile ilgili sorular var. Sistemimiz, bu kadar çok planı aynı anda gerçekleştiremez diyenler var. Onların hafızaları iyi değil. Bu ülkenin şimdiye kadar yaptıklarını, özgür kadın ve erkeklerin ortak bir hedefe dair hayallerini birleştirip cesur davranınca neler yapabildiğini unutmuşlar...”
• “Bugün sormamız gereken soru, hükümetin büyüklüğü değil işe yarayıp yaramadığıdır. Hükümet ailelere düzgün bir maaşla iş bulmaları için yardım ediyor mu? Karşılayabildikleri iyi bir sağlık sistemi sunuyor mu? Düzgün bir emeklilik vaat edebiliyor mu? Cevap ‘evet’ ise ilerleriz, ‘hayır’sa programlar durur. Ayrıca kamusal paralar harcayan yöneticiler de sorumlu tutulacak, kötü alışkanlıkları varsa bırakacaklar ve işlerini gün ışığında yapacaklar. Başka türlü insanlarla devlet arasındaki güven yeniden inşa edilemez...”
• “Bugün bizi izleyen tüm hükümetler ve insanlar bilin ki Amerika, barış ve haysiyet isteyen her ülke, kadın, erkek ve çocuğun dostudur. Ve bir kez daha liderlik etmek için hazırdır...”
• “Atalarımızdan devraldığımız çeşitlilik mirası zayıflığımız değil, gücümüzdür. Biz Hıristiyanlardan, Musevilerden, Müslümanlardan, Hindulardan ve inanmayanlardan oluşan bir ulusuz. Bu dünyadaki tüm lisan ve kültürlerle şekillendik. Ayrımcılık ve sivil savaşların acı tadını biliyoruz ama tarihimizin o karanlık bölümünden daha güçlenerek ve bütünleşerek çıktık. Dolayısıyla eski nefretlerin bir gün geçeceğine inanmaktan başka şey yapamayız. Amerika, barışın yeni çağında üstüne düşün görevi yapacaktır...”
• “Çatışma tohumları eken liderler, biliniz ki insanlarınız sizi ne inşa edebileceğinizle değerlendirecektir, neyi yok edebildiğinizle değil! Yolsuzluk ve yalanla çıkar elde etmeye çalışanlar, bilin ki tarihin yanlış tarafındasınız ama yumruğunuzu açmaya niyetiniz varsa biz elimizi uzatırız...”
• “Yoksul uluslar, topraklarınızın ürün vermesi, sularınızın temiz akması, aç bedenlerin ve akılların beslenmesi için sizinle birlikte çalışacağız. Ve bizim gibi göreceli kaynağı bol ülkeler, bundan sonra sınırlarımızın ötesindeki bu acıyı bilerek yaşayamaz. Dünya değişirken biz de onunla birilikte değişmek zorundayız...”
• “Zorluklarımız ve üstesinden gelmek için kullanacağımız araçlar yeni olabilir ama başarımızın bağlı olduğu değerler dürüstlük, çok çalışma, cesaret ve adalet, tolerans ve merak, vatanseverlik ve sadakat eski ve gerçek. Gereken, bunlara geri dönmemizdir. Bu çağda bizden beklenen sorumluluk, ulusumuza ve dünyaya karşı görevlerimizi yerine getirmemizidir. Hiçbir şey bundan daha fazla ruhumuzu memnun edemez ve karakterimizi tanımlayamaz..”
• “Bugün her ırk ve inançtan bu kadar kadın, erkek, çocuk bu kutlamaya katılıyorsa 60 yıl önce lokantada yemek servisi yapılamayan bir adamın oğlu, burada en kutsal yemini ediyorsa bu, bizim ne kadar yol kat ettiğimizi gösterir. Bugünü hatırlayın...”
• “Amerika! Şu sözleri hatırlayalım: Çocuklarımızın çocukları bizim için ‘tüm tehlikelere ve zorluklara rağmen umut, erdem ve cesaretle bu yolculuğu sürdürdüler; sınandılar ama geri dönmeyi reddettiler; özgürlüğün bu büyük hediyesini güven içerisinde gelecek nesillere taşıdılar’ diyebilsin...”
İngiltere Başbakanı D. Lloyd George geçen yüzyılda “Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk Milleti'ne nasip oldu. Mustafa Kemâl'in dehasına karşı elden ne gelirdi” demişti. Konuşmasına bakınca tüm dünya için umut edelim ki bu yüzyılda bu deha, Obama olsun.
Hande Yaşargil
Perspektiflere Dön →