Fru Hazlitt bu sene CIPD’nin İK Kongresi’nde dinlediğimiz en başarılı ...
Fru Hazlitt bu sene CIPD’nin İK Kongresi’nde dinlediğimiz en başarılı konuşmacılardan biriydi. Önce Yahoo’da Başkan Yardımcısı olarak sonra da İngiltere’deki GCap Medya şirketinde Genel Müdür olarak yaşadığı kriz ve küçülme dönemlerini, bu dönemleri başarıyla aşabilmesinin arkasındaki iletişim stratejisini anlatmıştı. Anlattıkları her ne kadar ilginç ve değerli olsa da sunumunun sonunda son derece şık lacivert pantolon ceket takımının altındaki ayakkabılarını işaret ederek “kırmızı topuklu ayakkabılarım olmadan asla sahneye çıkmam” demesi her şeyden daha çok ilgimi çekmişti. “Bu kendine güveni son derece yüksek, farklı ülkelerde pek çok zorlu görevin üstesinden gelmiş, en üst düzeyde yöneticilik yapmış kadın için sunumda giydiği ayakkabı neden bu kadar önemli olsun ki” diye düşünmedim hiç çünkü çok iyi biliyordum sadece bunu bu kadar rahat söyleyebilmesi, kendiyle barışıklığı hoşuma gitmişti.
Ortaokulda, en yakın arkadaşımla büyüyüp çalışmaya başladığımızda nasıl giyineceğimize dair hayaller kurardık. Benim için tek değişmez hayal, yüksek topuklu ayakkabılar olurdu. İş hayatına başlar başlamaz öyle de oldu, sanırım yaşlanıp bel ağrılarından giyemez duruma gelene kadar da öyle kalacak. Ne yüksek topuklarımdan dolayı uzun mesafe yürümekten hoşlanmayışım sebebiyle aldığım eleştiriler ne de sahip olduğum ayakkabı sayısı yüzünden Imelda Marcus benzetmeli alaylar şimdiye kadar bu tutkumu hafifletmekte başarılı olamadı. Yüksek topuklu ayakkabı tutkusunun pek çok iş kadının ortak noktası olduğu bilgisi yeni değil. Ancak İngiliz Telegraph gazetesi, uluslararası bir hukuk bürosunun imaj danışmanının, kadın avukatlara topuklu ayakkabı giymelerini tavsiye ettiğini duyurması konuyu bu haftanın gündemine taşıdı.
Kıyafet yönetmelikleri eskiden beri pek çok şirkette var. Bu konuda en sıkı olan bankacılıktan en rahat olan medya sektörüne kadar skalanın her yerindeki şirket için iş giyiminde kabul gören ve görmeyen normlar vardır. Ceket, kravat mecburiyetinden spor ayakkabı ve kot pantolon serbestisine kadar her şeyi duydum ama kadın ayakkabısının topuklu ya da düz olması gerektiğine dair bir yönlendirmeye hiç rastlamamıştım. Çünkü bu seçim uygunluk değil, bir bireysel tercih meselesidir.
Erkeklerin çoğu saatlerine meraklıdır -kullanabildikleri nadir aksesuarlardan biri olduğu için çok doğal- bir kısmı için markalı kol düğmeleri önemlidir, bir kısmı kollarına isimlerinin baş harfinin işlendiği özel dikim gömleklerini önemser, bir kısmı için de imzalarını attıkları kalemlerin büyük, gösterişli ve pahalı olması şarttır. Son dönemde özellikle Ortadoğu’da ayakkabının, fırlatılabilen, aşağılayıcı bir silah olarak kullanıldığını da gördük ama buna rağmen kadınlardaki kadar ortak ve güçlü bir ayakkabı tutkusu erkeklerde görülmez.
Peki o zaman topuklu ayakkabı kadınlar için ne ifade eder?
Topuklu ayakkabı;
• Herkesin koyu renk takım elbise giydiği bir dünyada kadın olmanın tek simgesidir
• İş dünyasında erkeğe benzemeden var olabilmenin kanıtıdır
• Erkeklerin, boy farkı sebebiyle yukarıdan baktığı durumlarda eşitlik duygusudur
• Toplantı odasına yürürken parke üzerinde çıkardığı sesle kendine güvendir
• Sivri burunlarıyla, kadınların göstermeleri hoş karşılanmayan agresyonlarının en güzel maskesidir
• Sabahları giymek için seçtiğinizde o güne dair ruh halinizdir
• Rugan olduklarında ışıldamaktan ve dikkat çekmekten korkmamaktır
• Siyah, kahve, krem harici renklerde olduklarında, hemcinslerinden de farklı olmaktır, farklı olmaktan korkmamaktır
Duruma göre değişse de;
• Pantolon altında olduğunda karizma, etek ve elbise altında zarafettir
• Çizme şeklindeyse iddiadır
• Kısa topukluysa alçak gönüllülüktür
• Atkılı ve yüksek topukluysa seksapeldir
• Platformlu ve yüksek topukluysa gösteriştir
Ayakkabı, bir kadının tüm bu sıfatlar arasında hareket edebilmesini sağlayan araçtır ve bu yüzden vazgeçilmez bir tutku ve objedir. Bu yüzden ne kadar alsanız yeter hissi gelmeyen, hep daha fazla alınabilen bir aksesuardır. Zira aldığınız şey aslında ayakkabı değil, kendinizi tanımlayan yeni ve güzel bir sıfattır.
Hatırlarsanız uzun boylu Nicole Kidman, Holywoodun en beğenilen aktörlerinden de olsa kısa boylu kocası Tom Cruise’dan boşandığında “tekrar topuklu ayakkabı giyebileceğim için çok mutluyum” demişti. Ne Fru’nun kırmızı ayakkabı takıntısı ne imaj danışmanının avukatlara önerisi şaşırtıcı. İş dünyası çoğu zaman rolleri ve replikleriyle bir tiyatro, ayakkabılarımız da kostümün en önemli ve belirleyici parçası. Bırakın keyfini çıkaralım.
Hande Yaşargil
Perspektiflere Dön →