Bir teknoloji devi, akıllı telefon devrimini önceden gördü. Zayıf yönlerini tespit etti, elinde veri vardı — ve yine de çöktü.
İçeride olan şuydu: Gerçekler yukarıya taşınmaktan vazgeçildi. Riskler "yönetilebilir güncellemeler" olarak yeniden çerçevelendi. Gerçekçi olmayan zaman çizelgeleri sorgulanmadan onaylandı.
Şirket, bir noktada kendi gerçekliğinden kendini koruma altına almaya başlamıştı.
Farklı sektörlerden ve coğrafyalardan ikinci ve üçüncü nesil aile şirketi sahipleriyle yürüttüğüm görüşmelerde hep aynı örüntüyle karşılaşıyorum: Herkesin farkında olduğu hâlde konuşulmayan yapısal bir kırılganlık. Şirketin yeniden yapılanmak yerine uyum sağladığı; ilişkilerin yönetişimin yerini tuttuğu, sadakatin zor kararların taşıyacağı kaygıyı emdiği bir tablo.
Kırılma geldiğinde ani hissettiriyor. Ama değil. Örüntü çoktan oradaydı — görülmüştü, yalnızca hiç üzerine çalışılmamıştı.
Bu mesafe — görmek ile harekete geçmek arasındaki mesafe — zamanımın büyük bölümünü harcadığım alan.
Sizin şirketinizde bu mesafe nerede kendini gösteriyor?
Alev Yakal Şahlan
Perspektiflere Dön →