Hep aynı örüntüyü görüyorum.

Ekipler atölyelere giriyor. Koçluk alıyor. Doğru kavramları öğreniyor. Yine de pratikte hiçbir şey değişmiyor.

Neden? Çünkü değişim, en tepeden başlamadan aşağıya doğru kök salamaz.

Hesap verebilirlik meselesi aslında çok açık: İnsanlar liderin başkalarını sorumlu tutacağını gördüklerinde, bunu kendileri de yapmaya cesaretlenirler. Liderin bundan kaçındığını fark ettiklerinde ise sessizce geri çekilirler.

Bir ekibi aylarca eğitebilirsiniz — ama liderler davranışıyla örnek olmazsa; sınırları korumazsa, geri bildirim vermezse, hatanın sahipliğini üstlenmezse, zor konuşmalardan kaçınırsa — sistem, sessiz sedasız eski kalıplarına geri döner.

Bu durum aile şirketlerinde özellikle belirginleşir. Çalışanlar çoğunlukla on, on beş, yirmi yıl ya da daha uzun süredir aynı yerdedir. İlişkiler aile sıcaklığını taşır, işbirliği doğal hissettiriyor gibi görünür. Öğrenilmiş davranışlar derinlere kök salmıştır. Kaçınmak, "barışı korumak" olarak meşrulaşmıştır.

Hesap verebilirlik olmadığında sorumluluk güvensiz bir yük haline gelir. Hesap verebilirlik olmadan güven ise konfora dönüşür.

Liderler geri çekildiğinde — sorumluluğu İK'ya, koçlara ya da "sürece" havale ettiğinde — verilen mesaj açık seçiktir: Bu gerçek bir dönüşüm değil. Bu yalnızca bir görüntü.

Ve ekipler bunu çok iyi biliyor.

Gerçek dönüşüm, liderin rahatsızlığa başkalarından önce girmesini gerektirir. Zor olanı ilk yapan olmayı. Söyleneni değil yapılanı model almayı.

Aksi hâlde hiçbir koçluk sistemi durumu kurtaramaz. Yalnızca hiçbir şeyin neden değişmediğini açıklamakta daha becerikli hâle getirir.

Alev Yakal Şahlan

Perspektiflere Dön →